
Vatan Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğü'ne;
Ailem tarafından kaçırıldığım tarihten bugüne kadar Vatan gazetesinde tümüyle gerçek dışı, taraflı ve tam anlamıyla saptırılmış yorumlar yer almaktadır. Son olarak 13 Mayıs 2007 tarihli Vatan gazetesi manşetinde de, hakkımda son derece galiz ve yanıltıcı iddialar yer almaktadır. Bu durum, Vatan gazetesi açısından son derece küçük düşürücüdür.
Ben, bir eşya değilim. Bir insanın evi, arabası olabilir; arabasını, evini istediği gibi kullanabilir. Ama çocuğu onun malı değildir. O bir insandır ve reşit olduktan sonra ailesinin talimatına göre yaşamak zorunda değildir. Bir insan istediği gibi yaşayabilir, istediği gibi evlenir, istediği yere gider. Vatan gazetesindeki "nerede bu devlet" çağrısı son derece çirkindir. Devlet, çalıntı olan bir şeye müdahale eder, hür irade ile verilmiş bir karara müdahale etmez. Devlet hür iradenin garantisidir. Vatan gazetesinin bu çağrısına göre, o zaman komünist bir ailenin çocuğunun da komünist olması, hıristiyan bir ailenin çocuğunun da hıristiyan olması, ateist bir ailenin çocuğunun da ateist olması gerekir. Kimse "getirin benim çocuğumu, benim istediğim gibi yaşayacak" iddiasında bulunamaz. Bir insan ateistken Müslüman da olabilir, Müslüman iken ateist de olabilir. Bunun için dehşet saçılamaz, zorla adam kaçırılamaz. Herkesi fikrinde özgür bırakmak gerekir.
Herkes Vatan gazetesi gibi düşünmeye mecbur değildir. Türkiye'de herkes Zafer Mutlu gibi düşünmek zorunda değildir. "Zafer Mutlu gibi düşünen doğru, Zafer Mutlu gibi düşünmeyen yanlış düşünüyor" diye bir mantık olmaz. Eğer ben Zafer Mutlu gibi düşünüyor olsaydım ama evimden ayrılsaydım, kendisi bunu savunur, özgürlükten, demokrasiden dem vururdu. Ama kendi fikrine uymayınca, "nerede bu devlet", "nerede bu hükümet" diye ortaya çıkıyor. Bu çağrının mantığı yoktur. Devlet insanların özgürlüğünü kısıtlamaz, devlet kişiye özgürlük verir. Türkiye'de 18 yaşını geçen her kişi özgürdür; istediği dini seçer, istediği gibi din değiştirir; dindar ise dinsiz olabilir, dinsiz ise dindar olabilir.
Benim dindar olmam Zafer Mutlu'yu rahatsız etmiş gibi. Görünen o ki "bir kişiyi daha kaybettik" zihniyetinde. "Nerede bu devlet, nerede bu hükümet" sloganının arkasındaki zihniyet budur. Ben bugün "dinsizim" desem, "Hindistan'a gideceğim, bir yıl boyunca gelmeyeceğim" desem, hiçbir sorun çıkmaz. "Hindistan'da Budist olacağım ve artık orada kalacağım" desem kimse bana itiraz etmez. Eğer bende Sabetaycı kafası olsa, yine bu zihniyete göre hiç sorun yoktur. Bu zihniyettekilerin bütün sorunu, benim dindar olmamdır.
Ayrıca yine Vatan gazetesinde yer alan "ailesini kurtarmak için geri döndü" veya "büyük sırlar bildiği için geri dönmek zorunda kaldı" iddiaları son derece saçmadır. Şimdiye kadar Bilim Araştırma Vakfı'na onlarca insan katıldı ve oradan onlarca insan ayrıldı. İsteyen her kişi 10-15 yıl sonra bile göğsünü gere gere, rahat rahat ayrılmaktadır. Ben de istesem hemen ayrılırım. Fakat sevdiğim insanların yanından neden ayrılayım? Bilim Araştırma Vakfı kimseye meraklı değildir. Beni onlar çağırmadı, ben onlarla görüşmek istedim. Onlar Allah rızası için benim dostluğumu kabul ediyorlar. Ayrıca burada bahsedilen nasıl bir sırdır? Müslümanın nasıl bir sırrı olabilir? Sır, babam gibi ortaklarıyla birlikte devleti dolandıranlardadır. Bilim Araştırma Vakfı üyeleri helal bir hayat sürmektedirler. Benim Bilim Araştırma Vakfı üst düzey yetkilisi olduğuma dair iddialar da tümüyle gerçek dışıdır. Ben Allah'ın normal bir kuluyum. Onlar bana Allah'ın rızası için yardım etmektedirler.
Vatan gazetesinin birkaç gündür hakkımda yapmış olduğu taraflı yorumları acilen telafi etmesi gerekmektedir. Gerçekler açıkça ortadayken böylesine yanlı ve gerçek dışı manşetler atmak, gazetecilik ahlakına tümüyle aykırıdır.
Saygılarımla,
Ceylan Özgül